Çember

Çember daralıyor gibi hissetmek…Kaç kişi yaşıyor şimdilerde bunu. Binler mi? Milyonlar mı? Hassas, duygusal, samimi ve öngörülü insanlar mı çekiyor bu cendereyi? Gamsızlar cidden rahat mı?

Bir virüsle format atılıyor gezegenin hayat damarlarına. Korkuya dair ne varsa konfeti gibi serpiliyor insanlığın üzerine. Bilgi kirliliğini temizleyebilecek bir dezenfektan var mı? Yığın, yığın yönlendirilen kitlelerin psikolojisini, ruhsal buhranlarını arındıracak sihirli bir değnek var mı peki? Yok…Görünen köy kılavuz istemiyor, zaten insanoğlu insanlığın altın çağını yaşamıyor. Yüksek ahlaklara, imrenilecek erdemlere, ortak bilinçlere, daha fazla barışa, huzura, refaha ermiş miydik? Yok…

“Söz “ değerini daha önce bu kadar yitirmiş miydi bilinen tarihte? Herkes her şey hakkında uzman edasıyla kurulabilecek bütün cümleleri kurar mıydı önceleri? Had neydi? Haddini aşmamak neydi? Edep neydi? Hak/hukuk neydi? İnsanı insan yapan erdemler neydi? Özgür akıl ve irade nerede? Hazır paket programlar gibi yaşanan hayatlar, yapılan tercihler, savunulan fikirler…Para, pul, makam, mevki, hırs, ego, tatmin yörüngelerinde uydu misali dönen toplumların içinde, akılların yarıştığı, fikirlerin tartışıldığı, kişisel gelişimin, insani değerlerin, erdemlerin öncelik kabul edildiği ve prim yaptığı zaman dilimleri özlemek ve düşlemek gurbetin ta kendisidir. Gurbetçi gurbetçiyi derdinden tanır.

Konuyu oradan oraya dağıtıyor gibi görünebilirim, aslında ortak alandaki sosyal ve zihinsel dağınıklığı cümlelerle resmetme çabasındayım. Ne kadar başarabilirim bilmiyorum ama o kadar çorbaya kattığım bir tuzum olur diye düşünmekteyim. Ateşe su taşıyan karıncalar anlar ne demek istediğimi.

Çember demiştik en başta. Daralıyor gibi hissetmek demiştik. Daralan bir çember varsa insanlığın üstüne doğru ki acizane görüşüm var, çemberin merkezine bir göz atmak lazım. Merkeze koyulan her ne varsa gözden geçirmek lazım. Düşünmek, sorgulamak, araştırmak. Kısaca özgür akıl ve irade! Çemberi içten dışa genişletebilecek ve nihayetinde yırtabilecek sihirli değnek bana göre bu. Zira birbirinin her anlamda tıpa tıp aynısı ve kolay yönlendirilebilir toplumlar üretmek hiçbir dönemde şimdiki kadar kolay olmamıştı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*