İstanbul Sevdası

Ne kadar gardım varsa düşüyor,
Surlarından  bir tek taşı görünce !
Ulubatlı oluyorum burçlarında,
Dalga, dalga kabarıyor yüreğim,
Binlerce yıldız kaydırıyorum içimde,
Surlarında, al bayrağı görünce.

İlerliyorum,
Laleler açıyor gözbebeklerimde.
Dile geliyor sokakların, ağaçların,
Ağıtlar yakıyor  geçip giden nesillerine.
Başımı döndürüyor kubbelerin,
Nefes aldığımı anlıyorum minarelerinle.
Nasıl bir endamdır taşıdığın?
Ulvi nağmelerin eşliğinde.

Şahitler arıyorum verdiğin huzurun benzerine,
Sarıklı, devrik mezar taşları ilişiyor gözlerime.

İçimi ısıtıyorum boğazın serinliğinde,
Yalnızlığı soluyorum kül rengi mermerlerde.
Tablolar yaparken korku çığlıklarından,
Kanatlanıyor tarih  sarayın bahçesinden
Ve yağmur gibi yağıyor gece üzerimize.

Taşlı bir yokuşunun başına varıyor,
Gemileri yakıyorum Haliç’in üzerinde.

Ne kadar gardım varsa düşüyor,
Surlarından  bir tek taşı görünce !

26/08/2009

3 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*